Anlamadım, ya da çok anladım.

Fotoğrafım
Bu dünyada giriş lüks geliyor, ama yine de yapıyorum.

24 Şubat 2013 Pazar

Savaş ve 70'lerden sonra doğmuş herkes

Savaş bir kez daha kabul edildi. Önemli olan "savaşalım" demek değil, savaşın bir seçenek olarak görülebileceğini kabul etmek. Sonrası ayrıntı, çünkü bugün kaçsak yarın çıkar, olmadı seneya kalır.

Yani savaş başladı. Peki neler bitti? Sanıyorsunuz ki hayatınızın bazı tarafları kısıtlanacak. Değil mi?
Bazı lüksler azalacak, kesintiye uğrayacak, ama kısa bir süre için. Değil mi?

Bir ülkeyi bu kadar bilgisiz, habersiz, düşüncesiz bırakırsanız, savaşa bile "bizim işleri etkiler mi?"den daha derin ve geniş bakamaz olur tabi. O zaman da istediğiniz gibi at koşturursunuz.

Ben görebildiğim kadarıyla cevap vermek istiyorum. 
Savaş çıkarsa ne olur? İç savaş, dış savaş, soğuk-sıcak, ayırt etmiyorum dikkat ettiyseniz.

En az 2 tane olmak üzere (tabi ki ardışık) yeni, kayıp kuşağınız olur. Ben onları bağrıma basarım, zira bizim kuşak Körfez Savaşı'nın gölgesinde, nükleer bulut resimleriyle kafası dumura uğratılmış en az iki tane olan kuşaktan biridir. Yani kayıp kuşak ismini almışların sayısı 4'ü bulur.

Hani biz hiç düşünmüyoruz ya, bilmiyoruz ya, okumuyoruz ya, biz Televizyon çocuğu, bilgisayar çocuğu, hamburger çocuğuyuz ya, ama yine de bizim ne mal olduğumuzu cam gibi gören amcalarımız zerre yardım edemediler, veya etmediler ne hikmetse!

Körfez Savaşı'nda petrole bulanmış hayvanın görüntülerinde ağladım ben, sizse kimin tarafında yer alsak güçlü çıkarız hesapları peşindeydiniz.

Vejetaryenlerin yüzde kaçı 70'ler ve sonrası doğumludur? 

Biz savaştan bunu çıkardık payımıza, şiddetten bu dersleri aldık, ya siz  sevgili aydınlar, aydınlıklar, aydın yancıları; siz ne dersler aldınız da bugün bir savaşı sıyırmışken iç savaşın eşiğindeyiz?

Merak etmeyin sandığınız kadar aptal değilim. Aslında hiç aptal değilim. Ama kafam çalışıyor diye kimseyi utandırmak istemem. Biz Amerika ile kimin savaştığını bile anlamamışken, bunu bilmeyecek yaşlardayken, savaşta haklı arama salaklığını yine de yapmıyorduk. Biz bombalar okullara gelir mi, arkadaşım Suat'ın evine düşmesin ama demekle meşguldük. 

Çocukların kimsesi yoktur. Anne babalarımızın tuttuğu takımı tutar, onların inancını benimser, onların kollarının yettiği yere kadar yeteriz. 

Özür dilerim, bunu size kimse söylemedi, ama siz petrole bulanmış hayvancağızın görüntüsü karşısında böğüre böğüre ağlasaydınız, bugün bütün kuşağımızda bir tane kayıp arkadaşımız kalmazdı.

Dünyayı kurtarmakla meşgul olduğumuzu, sizin kayıp dediğiniz kuşak olmasa, fiziksel dünyanın, gezegen olarak, çoktan geri dönülemeyecek noktaya gelmiş olacağını açık açık söylüyorum.

Greenpeace başta olmak üzere, bütün kendini doğal yaşamı, dünyayı, gezegeni, havayı, doğayı, hayvanları korumakla yükümlü
 kılmış kuruluşlar, son 30 yıl civarında kuruldular, büyüdüler, geliştiler ve etkin hale geldiler. Ben de 30 yaşındayım.


Siz kendi aranızda top tüfek tank ile çözüm ararken, bunları yapanlara sesinizi çıkartmazken, bize insan hayatını değersiz görme becerisini aşıladınız.

Bugün biyolojik dünyayı kurtarmakla ilgilenen insanların çoğu, yüzlere insana, bir tek ağaca verdiği değerin 10'da 1'ini vermiyor.

Sizce hayatında görmeyeceği, dokunamayacağı bir uzak deniz balığının hayatını kurtarmak için mesai harcayan bir insan, milyonlarca insanı umursamamayı nerden öğrenmiş olabilir?